Güney Türkistan’da ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören bir gencin;

– Sovyetler Birliği işgali altındaki Türkistan beldelerini,
– Esaret altındaki Türkistan beldelerini,
– İhanet içindeki Türkistan diyarlarını,
– Tarumar olmuş Türkistan tarihini,
– Kehkeşanlara kovulmuş Türkistan edebiyatını,
– Ayaklar altına alınmış Türkistan lisanlarını
– Ve yürekler parçalayan Türkistan’daki nice zulümleri…

yakînen müşahede etti.

İşte bu gence Numan Aydoğan ÜNAL ve arkadaşları sahip çıktılar.

Uluslararası İlişkiler sahasında lisans, yüksek lissans ve doktora çalışması yapmaya gayret etti.

Gönlünü asırlar boyu Türkistan’da mâneviyatın kubbesini tutan ululara döndü ve şöyle seslendi:

“Mayama kattığınız ulvî aşka and olsun ki kalan ömrümü Türkistan’da diktiğiniz ve dalları kıtaları aşan mukaddes ağaca su taşımaya hasredeceğim…”

Ve böylece Türkistan Akademisi mefkûresinin bir ideal olarak ortaya çıkmış oldu.

….

Himmet büyüklerden, dua dostlardan, gayret bizden!